Üsküdar'da Ben.

"Eski bir zamandı. Ben diyim on, sen de yüz sene.. 

Serin bir havada, dertli dertli gezerdim Üsküdar'da. Üsküdar'ın havası bile alamadı derdimi. Baktım baktım baktım. Ne kadar insan var böyle. kız kulesi bugün ayrı bir güzel, sen güzelsin, ben güzel.. Baktım ki

deniz daha çok dalgalandı, bana yol göründü dedim. Kalktım oturduğum yerden, başım dertten yerdeki taşlara kitlenmiş. Bir iki üç sayıyorum. İçimde bir savaş, sürekli cebelleşiyorum. Ya hu adam, yeter be bu konuyu bu kadar dert ettiğin. Ne çok sıktın canını.. Tamam anladık ama yıkma kendini. Öyle mahzun, öyle garip şiirine tam giriş yapıyordum ki içimden, bir dede bana bakıyor. Dedim eyvah yakalandım mı yoksa. Biri kalbimi mi gördü acaba?

Bana doğru gelmeye başladı ve dedi ki evladım bana şuradan 2 simit alır mısın. Böyle söyleyince heh tamam dedim. Görmemişler. Olur dedecim sen şöyle otur ben alıp getiriyorum dedim. Cebinden birkaç bozukluk çıkardı. Dedecim yok ben alırım diyeceğim ama garibanlik zor şey, diyecek kadar bile param yok ki. Bir de buna üzüldüm. Başım yerde aldım parayı. Simit almaya giderken diyorum ki; ya hu ne değişik insansın sen. Şu dedeye alacak simit paran bile mi yok. İçimden şu dua geçiyor: Ya Rabbim sen garip kullarına yakınsın. Halim ortada ne denir ki.. bana güzel kapılar aç. Diyerekten iç çektim.. bu sırada dedeye simitleri verdim. Allah razı olsun evladım dedi soluk soluğa. Dikkatlice baktım da yüzüne, masvavi gözleri, o yaşına rağmen inci gibi dişleri vardi. Beli epey bükülmüş. Bir bastonu var, kahverengi. Bir tane siyah tel kalmamış çehresinde.. İçimden dedim ki acep sen bu yaşa gelebilecen mi? Dede beni yanına oturttu. Evladım, insanın ahvali bilene aşikârdır, kaçamazsın. Kalbin elinde gezmenin var mıdır nedeni deyince. Eyvah dedim, dede girilmez bölgeye girmiş. 

O sırada simitin birini elime tutuşturdu. Herkesin rızkı evvelden yazılıdır evladım. Şimdi bu simit yarın başka bir nimet. Önemli olan rızk değil, rızkı vereni görmek. Ne güzel dedin dede. Ben bir garip kulum dolanıyorum avare. Senin belini ihtiyarlık benimkini dert büktü.. Hayat zor hayat çok yokuş bu sıralar dedecim. Ben nasıl adam olucam? Ben nasıl insan olucam bak en zoru bunlar.. Ben, beni ne yapacağım dede, bilmiyorum.. 

Havada bazen sert rüzgarlar peydah oluyor saçlarımı oraya buraya savuruyor. Dede pek rüzgardan etkilenmemiş gözüküyor. Belkide hayatın rüzgarını önceden çok yediği içindir. Yüzündeki yaşanmışlıklar dikkatimi çekiyor. Sonrasinda bana; Evladım dertler insanı olgunlaştırmak içindir, zahmet olmadan rahmet olmaz. Bazı güzellikler görmek için insanın elini kanatması da lazım. Burası dünya burada ne yaparsan hep yarım kalacaksın. Dert güzeldir eger seni Rabbine götüyorsa dedi. Ne güzel söyledi. Düşündüm de yol hep Rabbime çıkıyor zaten dede. Ne zaman sıkışsam, daralsam yol ona çıkıyor. Öbür yolları çok denedim ancak en güzel yol rabbime giden yolmuş bunu öğrendim. Hayat bu. Düşeceğiz değil mi? Yeniden kalkmak, yeniden başlamak önemli.

Dede önce karnımı sonrada sohbetiyle ruhumu doyurmuştu. Orada deniz kenarında 1.5- 2 saat konuştuk. Hiç tanımadığım o insan ruhuma merhem gibi geldi. Anlattı anlattı. Bende heybeme güzel dersler çıkardım. Üsküdar, kız kulesi, Hüdayi, kuşkonmaz.. Mevsimlerden Kış ama kalbimde sonbahar. Günlerden zor bir gün. Bir ihtiyar, birde ruhu ihtiyar. Sohbet döküldü denize.. dedim ya ben diyim on sen de yüz sene..“


Soluk çehremde parıldadı yıldızlar

Bugün ben bugün sen bugün başka ilkbahar

Ruhum çekerken dipte acı sancılar 

Bir an uçuşuverdi göğsümde beyaz kumrular 




Yorumlar

Popüler Yayınlar